GündemSöyleşi

Ofiste Durarak Pazarlama Yapılmaz

 İlker Teoman / Hoppe


Ofiste Durarak Pazarlama Yapılmaz

 

Her daim sahada müşterinin yanında, iş neredeyse orada olmamız gerekiyor.  İş kapasitesi azalınca, bizim daha çok efor sarf ederek, imkanları araştırıp, kullanmamız gerekiyor.

 

 

 

Bu yılın sonuna geldik, yapılan tahminlerde tuttu diyebiliriz. Bugün olanlar beklenen bir durumdu. Son çeyreğin ortasından itibaren bir kesim canlanma olduğunu, diğer bir kesimse hareketliliğin olmadığını söylüyor. İnşaat sektörü de durağan gözüküyor. Siz bu konu ile ilgili daha çok bilgi sahibisinizdir elbette. Bu konu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu durumun aslında insanların piyasada yaptığı işlerden beklentisiyle ilgili olduğu söyleyebilirim. Bazı firmalar eskiden olduğu gibi yüksek volümlü işlerin gelmesini bekliyor.     Bu kesimin daha çok şikâyet etmesinin sebebi ise beklediklerinin gerçekleşmiyor olması. Diğer taraftaki kesimse beklemek yerine kendi fırsatlarını yaratıyorlar. Ufak volümlü iş demeden yapan firmalar, bu durumu daha kolay atlatıyor. Gördüğümüz kadarıyla ufak çaplı iş yapan atölyeler işlerine devam ediyorlar, büyük çaplı iş isteyen atölyelerse işi almayarak beklemeyi tercih ediyorlar.  Bu atölyeler kendilerini ufak işlere göre adapte   edemedikleri için yanlış fiyatlandırma, ürünleme yapıyorlar ve bu dönem onlar için zorlayıcı bir süreç olarak devam ediyor. Zorlayıcı koşulların etkisiyle büyük montanlı işlerde duraklamalar yaşanıyor ama müşteriler ev tadilatı veya binalar yaptırmaya devam ediyor. Büyük çaplı projeler yerine küçük çaplı işlerle devam ediliyor. Dediğim gibi kendini adapte edebilen firmalar bu durumun üstesinden daha kolay geliyorlar.

 

Dediğiniz açıdan düşündüğümüzde, çevremize baktığımızda ufak çaplıda olsa bir canlılık var diyebilirim. Bu durumun bizim için daha çok yorucu bir süreç olduğunu söyleyebilir miyiz?

Elbette büyük montanlı, volümlü, cirolar yok ama herkes gibi bizde işimizi yapmaya devam ediyoruz.  Bu durum bizim için yorucu ve daha çok koşmamıza sebebiyet veriyor. Kendi adıma iki sene öncesi ile şimdiki zamanı karşılaştırdığımda üç katı koştuğumu söyleyebilirim. Bu dönemin getirisi bu yönde ama yine de Türkiye’nin zorlayıcı süreçten geçmesinin bize bir avantaj sağladığını söyleyebilirim. Gözlemlediğim kadarıyla şirketlerimiz satışı, pazarlamayı öğrenmeye başladı. Artık ofiste durarak işin bize gelmesini beklemeyi değil de, pazar araştırması yapıp, kendi fırsatlarımızı yaratmaya başladık.  Aslında bu durum bizlere olumlu bir etkisi oldu diyebilirim.

 

O zaman ofiste durarak pazarlama yapılmaz diyebiliriz. Son zamanlarda sektörün problemi siparişi geldiğinde, göndeririz mantığı olduğunu söyleyebiliriz. Sizin bu şekilde düşünen biri olmadığınızı biliyorum. Satış yapabilmek için sahada mı olmak gerekiyor?

Her daim sahada müşterinin yanında, iş neredeyse orada olmamız gerekiyor.  İş kapasitesi azalınca, bizim daha çok efor sarf ederek, imkanları araştırıp, kullanmamız gerekiyor.

 

Sizinle daha öncede gerçekleştirdiğimiz görüşmelerimizde de hiçbir zaman karamsar bir tablo çizmediniz.  2019 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim için beklentilerimizin gerçekleştiği bir yıl oldu diyebilirim. Elbette çok iyi kapatmıyoruz ama düşen potansiyelle orantılı olarak beklentilerimizi düşük tutuyoruz. Bu nedenle bizim için kötü bir yıl olmadığını söyleyebiliriz.

 

2020 yılındaki Nürnberg Fuarında Hoppe standı olacak mı? Her sene yenilikler yapıyorsunuz, gelecek sene içinde yenilikleriniz olacak mı?

Nürnberg Fuarında standımız olacak. Bu sene yeni ürünümüz, inovasyonumuz olan ‘Secu Forte’ ön planda olacak. Bunun haricinde mekatronik ürünler planlıyoruz.  Bunlar dışında ilk defa sunulacak yeni ürünümüz yok.

 

Türkiye’de son zamanlarda akıllı binalar ve çözümleri konuşulmaya başlandı. Bahsettiğiniz mekatronik ürünler onlara hitap eden ürünler mi?

Akıllı binalar ve çözümlerine hitap eden ürünler ama mekatronik ürünler bizim için yeni olduğunu söyleyebilirim. Bu ürünler daha çok Avrupa’ya hitap ediyor. Bu konunun ülkedeki gelirle de alakalı bir durum. Mekatronik kapıyı anahtarla ya da anahtarsız açmanın bedeli, maliyeti var. Ülkemiz henüz bu maliyeti karşılayabilecek gelir seviyesine sahip değil.  Aynı zamanda alışkanlık olarakta daha genç bir nüfusa sahip olduğumuz için farklı düşünüyoruz. İnşaat birim fiyatlarımızda yüksek. Mekatronik Türkiye için henüz çok enteresan bir konu değil ama diğer bir taraftan standart pencere kolu ‘Secustik’ sonrası jenerasyon dediğimiz ‘Secu Forte’ modeli kol Türkiye’de de beklentilerimizin çok üstünde çıkış yakaladı. Ülkedeki zorlu süreç, inşaattaki durgunluk, satış fiyatı diğer ürünlerimizden yüksek fiyatlı bir ürünün olmasına rağmen satılma adedine Hoppe Almanya merkezimizde şaşkınlıkla bakıyorlar.

 

Uzun süredir bu sektörün içindesiniz. Aslında bu noktada da işin içine pazarlama giriyor diyebiliriz. Önemli olan ürün doğru konumlanınca ve anlatılınca, doğru hedef kitleye ulaşıyor. Bu zorlayıcı koşullara rağmen doğru bir örnek olduğunu düşünüyorum.

İnsanlar farklıkları merak ediyorlar ve fazla para ödeyerek, o ürüne sahip olmayı göze alıyorlar. Hoppe’de aslında bunu yapıyor. Yeni inovasyonlar, teknolojiler gibi farklılıklar doğru sunarak, anlatıyoruz. Önemli olanın; ürünün ucuz veya pahalı olması değil, doğru fiyatı bularak, sunulmasının gerektiğini düşünüyorum. Savunduğum düşünceyse ucuz veya pahalı fiyat yoktur, doğru fiyat vardır. Ucuzluk bir ürünün satışı için bir neden değildir.

 

Bu zorlayıcı durumlarda bize her şeyi gösteriyor diyebilir miyiz?

Hastalıklar bünyeyi nasıl güçlendiriyorsa, bu zorlayıcı durumlarda bir noktada ekonomiyi de güçlendirecektir. Kriz yaşayan şirketlerde, fırsatları görüp ve anlayabilirlerse, bu durumdan güçlenerek çıkarmayı başarabilirler.

 

Fırsatları görmek gerçekten önemli çünkü bu durum bizi etkiliyor.  Güvenliğe çok önem veriyorsunuz. Güvenlik hepimiz için çok önemli. Baktığımızda mimarlar odası da evlerde çocuklar, yaşlıların yaşıyorlar diyerek güvenlik konusunun altını çiziyorlar. Hoppe’de güvenliğe önem veren ve bu konuyla ilgili özel ürünler geliştiren bir firma. Bu konu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Güvenlik her zaman önemli olan bir nokta ama ülkenin sanayi gelişme süreciyle beraber temel ihtiyaçları giderildikten sonra farklı konulara sıra gelebiliyor. Baktığımızda ülkemizdeki inşaat kalitesi, yapılaşma sürecinde İstanbul gecekondu kentiydi. İstanbul’a göç eden insanlar evde yaşamak istiyorlardı, bu durumda 3-4 katlı apartmanlara yerini bıraktı.  Bu süreçte tamamlandıktan sonra deprem gerçeğiyle karşılaştık. Kentsel dönüşümle beraber, daha modern bir mimariye, kaliteli evlere sahip olduk.

 

Bütün bunlar ülkenin ve dünyanın gelişmesi binanın kalitesini yükselterek ilerliyor. İnsanlar artık sadece bir şeye değil, bana ne katar düşüncesiyle bakmaya başladılar. Mesela mutfak, banyo dizaynları ve bunların eskiye göre hayatımız için iyi yönde gelişti.  Bu doğrultuda da kapı, pencerelerin son yıllara kadar pencere olarak değerlendiriliyordu. Pencerenin ya da kapının içeri girip, çıkmak gibi işlevi olduğu göz önünde bulundurulmuyordu. Pencereden çocuk düşebilir, hırsız girebilir gibi güvenliği tehdit eden unsurlar fark edilmeye başlandı.

 

Güzel bir özet oldu. Eskiden de önemliydi ama son dönemlerde güvenlik konusunda farkındalıkta artmaya başlandı diyebilir miyiz?

Eskiden de güvenlik konusu vardı ama insanlar fark etmeye başladı. Her şeyden önce insanlar artık güvenlikle ilgili bütçeler ayrılmaya başlandı. Mesela insanlar, çocuğum pencereden düşmesin diye düşünmeye başladı. Bu durumdan oluşan bütçe ile gelişimine daha çok katkı sağladı.  İnsanlar artık pencere alırken sadece cam olarak değil bana ne faydası var diye düşünüp, sorguluyorlar. Daha çok ‘Tbt’ sistemler, kilitli kollar, çocuk emniyeti satılıyor çünkü insanlara fayda sağlıyor.

 

Fayda her sene değişecek bir konu değil. İnsanlar uzun süre kullanacağı ürünleri mi tercih etmeye başladı?

İnsanlar bir kere aldığımda, uzun süreli kullanacağım bir ürün olsun diye düşünerek bu ürünleri tercih ediyorlar. Ülkenin inşaat kalitesiyle birlikte insanların gelişimiyle ilgili bir konu.

 

Hoppe’nin de bu konuya hizmet ettiğini söyleyebiliriz miyiz?

Hoppe’nin özelliği ‘ucuz kol’ üreten firma olmak değil. Bütün ürünlerini belli bir kalite standartlarına göre üreten inovatif yaklaşıma sahip, müşterisine artı fayda sunan yapıya sahip bir firma. Bu artı faydalarda ülkemizde de ilgi görüyor, isteniyor. Bizde bu ilgiden oldukça mutluyuz.

 

Bu röportaj için teşekkür ederiz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı