A2 Olarak, Avrasya Pencere Fuarı Bizim İçin Çok Yoğun ve Verimli Geçti

A2 Firma Sahibi Ömer Mete Alli ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide sorularımızı şu şekilde yanıtladı;

2019 Avrasya Pencere fuarı hakkında neler söylemek istersiniz? A2 olarak fuar sizin için nasıl geçti?

A2 olarak Avrasya Pencere Fuarına son 3 yıldır katılım sağlıyoruz. 3 yılı değerlendirerek bu seneki verileri göz önüne aldığımızda, sonuç çok başarılıydı. Fuardan sonraki bütün analizleri inceledik diyebilirim. Kontakta olduğumuz, birebir görüştüğümüz, kartını aldığımız müşterilerimizin fuar sonrası analizini çıkarttık. Birebir görüştüğümüz oranlara baktığımız zaman, 3/2 yabancı, 3/1 Türk katılımcı olduğunu gördük. Verileri ülke ülke olacak şekilde tablonlandırarak takip ediyoruz.

Aslında buna bir ‘’Reel Analiz’’ diyebilir miyiz?

Evet, kesinlikle diyebiliriz. Geçen sene ve evvelki seneye göre çok enteresan bir tablo var. Pozitif yönde ve gelişmiş bir tablo olduğunu düşünüyorum. Bu bence Tüyap’ın da başarısı. Yaklaşık 25-30 ülkeden ziyaretçi var. Ağırlıkları elbette değişiyor. Bazı ülkelerden 1-2 katılım sağlanıyor. Bazı ülkelerden katılım ise 15-20’yi buluyor. Görüyorum ki; standımıza gelen, birebir kontak kuran, kart alışverişi yaptığımız, teklif gönderdiğimiz ve göndereceğimiz ziyaretçilerimizin analizlerini incelediğimizde

3/2 yabancı, 3/1 Türk katılımı var.

Fuarın A2 için oldukça yoğun geçtiğini gözlemledik. Standınıza uğrayan ziyaretçilerin çoğu ağırlıklı olarak sektör temsilcisi miydi? Bu konu hakkında bilgi alabilir miyiz?

Evet ziyaretçilerimiz ağırlıklı olarak sektördendi. Fuar bizim için çok yoğun geçti. Bu da haliyle bize herkesle ilgilenebildik mi? Gelen tüm ziyaretçilerimizle konuşma sağlayabildik mi? sorusunu sordurttu. Bazı dakikalar oldu ki, yoğunluktan stantta görüşme sağladığımız kişiyi kaybettik. Bu derece bir yoğunluk yaşadık. Tüm yoğunluklarımıza rağmen, A2 ekibi olarak standımıza gelen ziyaretçilerimizi en iyi şekilde ağırlamaya çalıştık. Bunun tabi ki birçok sebebi var ve hepsi pozitif yönde. Son 3 yılın en iyi ve verimli fuarıydı. Benim fuar ile ilgili bir önerim olacak bunu burdan da paylaşmış olayım; fuar Salı ve Cuma günü aralarında düzenleneceği takdirde hepimiz için daha pozitif ve verimli bir hal alacaktır. Bunun nedeni ise, Cumartesi günü öğleden sonra firmaların çoğunluğu stantlarını toparlamaya başladı. Geçen sene de bu durum söz konusuydu. Bu veriler Tüyap’ta da bulunuyordur zaten. Havaların güzel olması da bir etken olabilir, yurtdışından gelen ziyaretçilerin Cuma günü dönmeleri de bir etken olabilir. Bu fuar artık herkesin ajandasında yerini alan bir etkinlik olduğu için haftaiçi iş günlerinde olması fikri de değerlendirilebilir diye düşünüyorum.

Fuar işe kaldığınız yerden devam ettiğiniz, yalnızca yeni bir ürün görmek için geldiğiniz değil, ticaretinize devam ettiğiniz bir platform. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?

Salı-Cuma olması durumunda dolu dolu 4 gün geçireceğimizi öngörüyorum. Yurtdışından gelen ziyaretçiler Cuma günü dönüyorlar. Hafta sonunu evinde geçirmek istiyorlar. Bence en mantıklısı Salı-Cuma günü gözüküyor. Bu yalnızca benim düşüncem ve tavsiyemdir. Buna elbette Tüyap karar verecektir. Birçok kişinin bu fikirde olacağını düşünüyorum. Fuar öncesinde de söylediğim gibi Yurtdışından çok fazla ziyaretçi ağırladık ki, dönem olarak en önemli durum buydu. Aktif satışa dönecek olan birçok şey yaptık.

Sağladığınız görüşmeler sonucundaki süreç nasıl devam ediyor? Fuar sonraki süreçten biraz bahseder misiniz?

Biz görüşme sağladığımız her ziyaretçimize birebir dönüş sağlıyoruz. ‘’Standımıza geldiğiniz için teşekkürler’’ den ziyade birebir mailler atarak teşekkür ediyoruz. Ziyaretçimiz fuarda fiyat bilgisi, ürün bilgisi almak istediğini ve sonrasında bir teklif sunmamızı istiyor ise, teşekkür maili ile birlikte teklif gönderiyoruz. Birebir sıcak konuştuğumuz herkesle istediği konu ile ilgili dönüş yaptık. Ertesi gün veya 2 gün içinde dönüş yapmadık, henüz bitiremedik, hala devam ediyoruz. Bence en doğru olan birebir dönüş yapmak. Tabii doğru kişilere dönüş yapmak önemli. Bu konu en az fuar hazırlığı kadar titizlikle ele alınması gereken bir konu. Biz bu noktayı da çok önemsiyoruz. Hatta bu konu ile ilgili bizzat yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum. Tanıdığım bir iki firma stantlarına uğrayamadığım halde bana teşekkür maili attı. Bu çok ezber bir durum. Çok yoğun bir fuar geçirdiğimiz için uğrayamadım. Teşekkür maili almam da biraz komik bir durum oldu açıkçası. Bence yapılmaması gereken bir konu. Pozitif olarak yapılmaya çalışılan bir hareket negatif sonuçlanmamalı diye düşünüyorum.

Bugüne kadar röportajlarımızda hep gerçekçi öngörüleriniz oldu. A2 olarak önümüzdeki seçim sonrasında yaşanacak olan süreç için öngörüleriniz nelerdir?

Herkesin zorlu bir yaz geçireceğini öngörüyorum. İnşallah tahminlerim bu defa tutmaz. Seçime bağlanacak hiçbir şey yok. Seçimi bekleyen, belediyenin veya devletin yapacağı işler vardır, yeni dönemi bekliyorlardır veya o bölgede bir iki tane yeni proje oluşumundan sonra başvuralım diyenler vardır. Bu yüzeysel olarak ölçülecek bir konu değil. Belediyelerde gelen gideni aratır dönemleri olacaktır. Belediye değişikliklerinde sıkıntılı süreçler yaşanacaktır. Devir teslim sonrasında yeni gelen belediyelerde, parti değiştiğinde o sistemin oturması belli bir zaman alacak. Kendilerinden önceki İhalelerin derlenip toplanması gerekecek. Bunlar bize birebir hiçbir şey katmayacak. Ülkede görülüyor ki, birçok belediye de değişiklikler olacak. Yerel seçimin piyasaya bağlanmasını doğru bulmuyorum. Seçim sonrası pek bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum. Sıkıntıların aşılmasını sağlayabilecek hiçbir pozisyon görünmüyor. Ülke yönetimi tarafından ülkenin ekonomisi ve geleceği ile ilgili pozitif adımlar atılması gereken bir noktadayız. Bugün alınacak önlemler belki bi çok kişinin hoşuna gitmeyecek ama pozitif anlamda adımlar atılmış olacak. Bu pozitif adımların önce acı reçetesini içeceğiz. Birkaç yıl içerisinde de meyvelerini toplayacağız. Bence yapılması gereken şeyler bunlar. Ülke zor bir sürece giriyor, seçim sonrasında da Ramazan Ay’ı başlıyor , sonrasında Ramazan Bayramı var. Bunlar hep durgun geçecek süreçler. Yaz aylarının da etkisi ile Ağustos ayı sonuna kadar durgunluğun devam edeceği görüşündeyim.Benim daha önceki röportajlarımda da söylediğim gibi %30 – %40 oranında düşüş olabileceğini belirtmiştim. İşler daha fazla düştü, tahminim iyimser kaldı diyebilirim. A2 yapısında cironun düştüğünü gözlemlemiyorum. Fakat sektörün farklı alanlarında bazı firmalar ile görüşüyorum. Daha önceki aylara göre yarı yarıyadan daha az bir satış oranı sözkonusu. Gelecek korkularımızı arttıran en önemli etkende bu. Bu tabi bizim sektörün analizi. Mağazalara gidin, avmlere gidin, herkes bir şey bekliyor. Kimse harcama yapmak istemiyor. Daha işten çıkartmalar başlamadı, çünkü herkes önünü görmek istiyor. Diğer bir deyişle bulunduğumuz nokta krizin dibi değil. Otomotiv sektörünü görüyorsunuz, perakende sektörünü görüyorsunuz, piyasa allak bullak

Durumda. Pamuk ipliğine bağlı bir çok firma var. En büyük sıkıntı bu­ralarda, buralara dikkat edilmesi gerekiyor.

Her işletmenin bir baz maliyeti var. Ne kadar temkinli davranılırsa davranılsın giderler mevcut.

Bence büyüklerden başlayarak aşağı doğru dalga gibi faktörler yayılacak. Maalesef ilk olarak ola­rak personel sayılarında azalmalar başlayacak. Seçim öncesi herkes durdu, seçim sonrasında da bir şeylerin değişmediğini gördüklerin­de, mecburiyetten işten çıkartma dalgası en alt kademeye kadar gidecek. Bu nasıl sonuçlanacak? Ülkeye çok ciddi bir yatırım gelmez­se, bunlar aşılmayacak. Belli bir süre de söz konusu değil.

Süreç olarak kimsenin bir öngörü­sü yok diyebilirim . Eskiden tahmini olarak bir rakam verilirdi. Fakat bu sene bu mümkün gözükmüyor.

Bunun sebebi daha önceki krizleri­mizdeki ülkenin hacmi ile şu andaki hacminin çok farklı olmasıdır. Ge­çen krizde yani 2001 krizinde hacim 10 ise, şimdi 100. 10’un krizi başka, 100’ün krizi başka. 10 da küçülür­sünüz, 5’e düşürürsünüz. 100’de küçülüp, 10’a düşürürseniz bu cid­di bir kayıp oranı olur. Birinde %50 kayıp oluyor, diğerinde %90 kayıp oluyor. Birindeki kayıp 5 milyardır, bi­rindeki kayıp 90 milyardır. Şu anda ki pozisyon tam olarak bu.

Uzun süredir işletme sahibisiniz. Kriz dönemine önceden de şahit olan bir firma sahibi olarak ‘’ içimize ka­panmak’’

zamanıdır diyebilir mi­yiz?

Bazı şirketlerin, bazı şeyleri ufak ufak kapatmasından da zaten kri­zin derinleşmesi söz konusu oldu. Bunu yapmazsanız da kendini­zi güvence altına alamıyorsunuz çünkü ticarette güvenceniz hiçbir zaman olmuyor. Ticaret yapılıyor, çek ödenmediği takdirde paranızı alamıyorsunuz. Güvence altında olduğunuzda elbette ki kapan­mazsınız. Yanılmıyorsam çek ile ilgili hapis cezasını kaldırdılar. Bu durum sonucunda da güvenli bir şekilde ticaret yapamamış oluyorsunuz. Para kazanma dönemi değil, elin­dekini koruma dönemi diyebilirim. Elindekini de koruyabileceğinin bir garantisi olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Biz bir kobiyiz. Türkiye’nin genel yapısında böyle milyonlarca şirket var. Bu şirketler yaşayamazsa ekonomi dönemez. Birçok firma iflas erteleme almış durumda. Fir­malardan alacakları olanları da düşünmek gerek. Konkordato doğ­ru şekilde ilan edilmeli diye düşünü­yorum.

Bir Yorum Yazın..